En Tehlikeli Bulaşıcı Salgın 'KAYGI'
"Her şeyin başı sağlık! Peki sağlığımızı bozan yalnızca tüketim alışkanlıklarımız mı? "
Elbette pek çok neden sıralanabilir. Ama eminim ki ilk akla gelenlerden biri stres olacaktır. O kadar sık kullanılan bir kavram oldu ki bizler artık şunu biliyoruz. Bizi üzen, sıkıntıya sokan ne varsa bizi hasta etmeye yetiyor.Stresi yaratan faktörlerin başında da gereksiz ve aşırı kaygılarımız geliyor.
Çocukluğumuzdan itibaren hepimizi kaygılandıran olaylar, değişimler yaşıyoruz.
Sevdiklerimiz tarafından reddedilme, küçük düşürücü tavırlar, uygulanan ceza yöntemleri, aşırı baskı, engellemeler ve olumsuz yargılar…
'Biz büyürken kaygılarımız da geçmişten beslenmeye devam ediyor.'
Her ne kadar bu duygu durumu rahatsızlık verse de bazı durumlarda da çok olağan bir tepki aslında.
Ciddi bir sınav öncesi ya da bir iş başvurusunda, önemli bir projeyi sunarken kaygılanmak kadar doğal bir şey yok!

Ki bu da, mekanizmanın doğru işlediğini gösteriyor.
Ne olursa olsun herkes benzer durumlarda kaygılansa da, yoğunluğunu ve vereceğimiz tepkileri geçmiş yaşantılarımız, inançlarımız ve tutumlarımız belirliyor.

Tohumları Çocukluğumuzda Atılır!

Çoğu zaman ailelerin bilinçsiz tutum ve davranışları gelecekte çocuklarının içinden çıkamayacağı, baş edemedikleri sorunlar yaratıyor.
Kuralları belirlerken, onların bir çocuk olduğunu unutuyor, bizi anladıklarını düşünüyoruz. Evet bizim ne yapmak istediğimizi çoğu zaman anlıyorlar ama algı mekanizmalarının da farklı işlediğini unutmamak gerekiyor.
Altını ıslatmasına, burun karıştırmasına, tırnak yemesine, saçlarını koparmasına engel olmaya çalışıyoruz.
Peki ama hangi yöntem ve tutumla?
Çözüm üretmek için iyi bir gözlemci olmak şart. Farkındalık işte orada başlıyor. İyi bir gözlemci ebeveyn, aynı zamanda davranışın şifrelerini de çözendir. Engel olmak yerine sorunların kaynağını bulup çözümler üretmek belki de en lazım geleni.
Bazen sözel metotlar işe yarar. Onunla konuşma, sorular sorma, verdiği yanıtları aşırı tepki göstermeden, sorgulamadan dinleme gibi…
Bazen de uzmanların ‘sözsüz disiplin/ Taş adam olma’ dedikleri uygulama başarılı bir çözüm yöntemidir.
‘Hoş olmayan bir davranışının karşısında tepkisiz kalmak’, yanıt bulamayan çocuğun davranışının sönmesine etki eder. Tabii bu ailede ki diğer fertlerin tutarlı davranışlarıyla da desteklenirse…


Aileden Bulaşır! Tehlikeli Bir Etki Yaratır...
Ailelerin eğitim durumu ne olursa olsun kaygı bulaşıcıdır. Çocuklar ebeveynlerinin kaygı, kızgınlık ve düşmanlık gibi çeşitli heyecanlarını algılar, kaydeder. Benzer durumlarla karşılaştıklarında aynı tepkiyi onlar da verir.
Aşırı ve gereksiz kaygı, ruh sağlığını tehlikeye düşüren, kişinin fiziksel, duygusal, zihinsel yönden zarar görmesine neden olan bir duygu durumudur.
Öncelikle sosyal yaşama adaptasyonunu zorlar. Bozulan denge dikkat eksikliği yaratıp öğrenmede, algıda sorunlar yaratır.
Ama en büyük hayati tehlikesini de göz ardı etmemek gerekir. Kaygı, korku nefesini öğretir bize. Kesik kesik ve sağlıksız olan soluk alıp vermeyi. Bu da konuşma bozukluğunu getirisinin yanında çok daha ciddi biyolojik rahatsızlıklar doğurur.


Kaygıyla Baş Etmek Mümkün!
Her şeye rağmen birbirimize karşı çok daha hoşgörülü olmalı ve baş edilmeyecek sorun olmadığını unutmamalıyız.
Dünde kalan sorunlara bir hat çizip, etkisinin yarına geçmesine izin vermeyelim.
Dünü dünde bırakalım ve tüm bu olumsuz havaya rağmen gelin önce kendi kaygılarımızdan kurtulalım.
Bırakalım hayat bildiği gibi gelsin.
Her şeyi kontrol altında tutmaya çalışmak gereksiz. Belirsizlikler korkutmasın!
Bilakis heyecanla, umutla yarını bekleyin.
İnandığınız şeylerin arkasında durun, ‘beceremem, aptal durumuna düşebilirim’ deyip korkmayın, bildiklerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.
Değişime, eleştiriye açık olun.

Olumsuzları hayatınıza davet etmeyin!
Net kararlar vermeye çalışın, bunun için uzun uzun düşünmekten vazgeçin.
Kendinize güvenin.
Spor yapın. Nefesi kontrol altına alan egzersizlere yönelin.
Bol bol müzik dinleyin. Fırsat buldukça ilgi alanlarınıza hobilerinize yönelin.
Sevdiklerinizle zaman geçirin.
Zaman sizi değil, siz zamanı yönetin.
Kendinizi sevin. Kimseye kendinizi beğendirmek zorunda değilsiniz.
Siz beğenin, siz takdir edin… Kendinize saygınız olsun.
Bu hayatta var olmanın bir şans olduğunu ve varlığınızın bir nedeni olduğunu asla unutmayın!

0 yorum:

Yorum Gönder